Özkan Kurt ile Özel Röportaj

2

ozkan-kurt-ozel-roportaj-1

Genç yaşına rağmen, ortaya koyduğu duruşla adından söz ettiren bir isim; Özkan Kurt.

Kendisi ile kısa kısa soru – cevap şeklinde bir röportaj yaptık. Yüz kızartıcı bir suça karışmadığını yaptığımız röportajda belirten Özkan Kurt, bugüne kadar adının geçtiği suçlarla gerçek bir ilgisi olmadığını, yalnızca adının kirletilmek istendiğini belirtti.

Lafı fazla uzatmadan siz değerli ziyaretçilerimizi yazımızla baş başa bırakalım…

UYARI: Bu içerik kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Öncelikle merhaba Özkan bey. Sitemizde biyografiniz mevcut. Fakat farkında olmadan yanlış yazdığımız bir nokta olabilir. Birinci ağızdan kendinizi kısaca tanıtır mısınız? (Özkan Kurt biyografisi için burayı tıklayınız.)

Merhaba, ben Özkan Kurt. Aslen kökeni Trabzon’un Of ilçesine bağlı olan bir ailenin çocuğuyum. Bayburt’ta dünyaya geldim. Küçük yaşta ailemin İstanbul’a göç etmesine müteakip hayatıma İstanbul’da devam ettim. Hayatımı kendi başıma, doğru bildiklerimi savunmaya, bu uğurda kendimle dahi savaşmaya yemin ederek tek bir çizgide yürümeyi hedeflemiş bir ağabeyiniz ve kardeşinizim.

Size neden ‘Oflu Enişte’ diyorlar?

Bana neden ‘Oflu Enişte’ dediklerine gelince… Gençlik yıllarımda çok çapkın olmamdan dolayıdır. Trabzon – Of kökenli olmam hasebiyle, çocukluk arkadaşım can yoldaşım rahmetli Vedat bana ‘Oflu Enişte’ demeye başladı. O tarihten sonra herkes bu şekilde hitap etti.

İsmail Hacısüleymanoğlu, Kurban Yazoğlu ve Şeref Yazoğlu gibi isimlerle bağlantınız var mı?

Bahsetmiş olduğunuz isimler ile hiç bir bağım olmamıştır. İsmail Hacısüleymanoğlu değerli bir büyüğümüzdür ama kendisi ile hiç bir fiili bağımız olmamıştır. Kurban Yazoğlu hemşehrim olması vesilesi ile ismen tanır ve saygı duyarım. Kendisi ile hiçbir teşvik-i mesaimiz olmadı. Şeref Yazoğlu ile ise yine hemşehrim olmasından dolayı tanışıklığım vardır. Dernek gecelerinde bir kaç defa karşılaştık. Sevilen ve saygı duyduğumuz bir ağabeyimiz olmasından dolayı bir kaç kez sohbet etme fırsatı bulmuştum. Bunun dışında hiç bir münasebetim yoktur.

‘Ergenekon Davası’ oldukça hareketli geçmişti. Sizin de Savcı Zekeriya Öz’ü tehdit ettiğiniz iddia edilmişti. O süreçten biraz bahseder misiniz?

Sorunuzda da bahsettiğiniz gibi; ‘Ergenekon Davası’ çok hareketli ve çok yorucu bir süreçti bizim için… Olay adeta bir dosya çöplüğüne dönmüştü. 17 iddianame birleştirildi ve büyük bir hukuk katliamına sebep oldular. Beni de bu süreçte Savcı Zekeriya Öz’ü tehdit gerekçesiyle tutukladılar ve bu karmaşanın içine attılar. Bu yargılama sonucunda 13 yıl 6 ay hapis cezası aldım. Normal şartlarda almam gereken ceza, verilen cezanın yarısı olmalıydı. Fakat dosyanın ‘Ergenekon Davası’ ile birleştirilmesinin sebebi fazla ceza almamdı ve bu sebepten dolayı hüküm giydim. Ben yargılandığım süreçte defaatla bu yargılamanın hukuksuz ve sadece intikam olduğunu beyan ettim ve geldiğimiz noktada bunun doğru olduğunu gördük. Bu süreci yürüten insanlar bugün ‘Paralel Yapı’ operasyonları neticesinde tutuklandı. Bizim ‘Ergenekon Davası’ dosyamız şu an Yargıtay sürecinde… İnşallah kendimizi bu sürecin sonunda aklayacağız.

Cezaevinde kaç yıl kaldınız ve kaç cezaevi değiştirdiniz?

Bu davadan dolayı 2010 yılının Mart ayında tutuklandım ve 2014 yılının Mart ayında tahliye edildim. Bu süreçte beş kez cezaevi değiştirdim. En son Silivri Cezaevinden tahliye oldum.

Sayın Sedat Peker ile internet ortamında dolaşan bir fotoğrafınız var. Kendisiyle bağınız kuvvetli mi?

Sayın Sedat Peker ile olan fotoğraf cezaevinde çekilmiş bir fotoğraftır. Kendisinin de ‘Ergenekon Davası’ sanıkları arasında olmasından dolayı aynı davada yargılandık. Tutuklu bulunduğum sırada Silivri Cezaevi’ne nakil geldiğimde kendisi ile aynı koğuşta kaldık.

Peki… Sedat Peker sizce nasıl bir insan?

Sayın Sedat Peker hayatım boyunca tanıdığım nadide insanlardan biridir. Bilgili, kültürlü, yardımsever, milli duyguları ön planda olan, cömert ve mütevazı bir insan.

Şu sıralar bildiğimiz kadarıyla sosyal sorumluluk projelerine yönelen aklı selim bir insansınız. Fakat sizi mafya babası olarak biliyor pek çok insan. Lafı uzatmadan soralım; mafya mısınız?

Sizin de dediğiniz gibi şu sıralar kendimi sosyal şeylere yönlendirdim. Geziyorum ve bu gezilerimde genç arkadaşlarla sohbet ederek hayatlarına katkıda bulunmaya çalışıyorum. İnsanların benden ‘Mafya Babası’ olarak bahsetmesine gelince; ben kendimi hayatımın hiçbir evresinde bu statüde görmediğim gibi kendime bu yakıştırmayı hoş bulmuyorum. Çünkü eline silah alıp savunmasız insanları korkutan, silah ticareti yapan ve uyuşturucu satan, büyüğüne saygısı – küçüğüne sevgisi olmayana ‘Mafya’ denir. Ben bu tarz biri olmadığım için bu yakıştırmayı kabullenmem mümkün değil.

Sizce ülkemizde mafya ve çete faaliyetleri ciddi anlamda devam ediyor mu?

Bahsettiğiniz oluşumlar ülkedeki sistemde oluşan boşluklardan yararlanarak var olur ve ayakta kalırlar. Sistemin zayıf olduğu alanları seçer ve buralarda faaliyet gösterirler. Günümüzde devletimiz tüm erkleri (Yasama, Yürütme ve Yargı) ile sistemdeki boşlukları kapatmayı hedeflemiş ve bunu da başaran bir hale gelmiştir. Ülkemizde kolluk kuvvetlerinin ve İstihbarat birimlerinin Avrupa’daki tüm teknolojik ekipmanları kullanması, sistemdeki açıkları kapatmayı hızlandırdı ve büyük bir özveri ile sistem normalleşme süreci yaşadı. Yani şu an ülkemizde bu tarz oluşumların faaliyet gösterme şansı yoktur. Bana göre ülke şu an yüksek bir hızla normalleşme sürecini yaşamaktadır.

Bir dönem ‘Quen’ ve ‘Gabile’ adında iki gece kulübünün işletmeciliğini yaptığınız iddia edilmişti. Bu doğru mu?

Kısmen doğru… Eksik ve fazla olan kısımları düzeltmek isterim. 2006 – 2008 yılları arasında işletmeciliğini değil ortaklığını yaptığım gece kulüpleri vardı. Bahsi geçen isimde değil, şu an bu kulüpler faal olduğundan isimlerini vermeyi etik bulmuyorum fakat ismi geçen ‘Quen’ ve ‘Gabile’ isimli gece kulüpleriyle hiçbir bağım olmamıştır. Benim İstanbul – Taksim’de 2, Antalya’da da 1 gece kulübüm vardı. Çeşitli nedenlerden ötürü 2008 yılında bunları devretmek zorunda kaldım. Dediğim gibi, şu an bu işletmeler faal olmasından dolayı isimlerini vermeyi etik bulmuyorum.

Şu an geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz? Yumak A.Ş. isimli bir grup şirketiniz vardı…

Cezaevine girmeden önce Yumak A.Ş. isimli beş farklı şirketi içinde barındıran bir grup şirketimiz vardı. Geçen zaman içinde şirketleri kapatmak zorunda kaldık. Geçimimi daha önce yapmış olduğum birikimlerimle sağlıyorum. Yine farklı sektörlerde faaliyet yapabileceğimiz bir grup şirketi kurmayı planlıyorum.

Kendinize ait bir web sitesi açtınız. Yayınlama amacınız tam olarak nedir?

Ozkankurt.net bana ait bir web sitesi evet… Bu siteyi insanların bana daha kolay ulaşması, benimle ilgili merak ettikleri hususları birinci ağızdan öğrenmelerini hedefleyerek kurduk. Gelen tüm mesajları bizzat kendim okuyup cevaplandırıyorum. Bu sayede sevenlerimle direkt olarak temas sağlayabiliyorum.

Ziyaretçilerimizin bir kısmı Turkmafyasi.net‘i yararlı bulurken, bir kısmı da gençler için özendirici ve zararlı bir web yayıncılığı olarak görüyor. Bu konuda sizin fikrinizi de merak ediyoruz.

Sorunuza iki farklı şekilde cevap vereyim; yapılan iş lehte ve aleyhte eleştiri alıyor ise doğru bir hedefte ilerliyor demektedir. Çünkü yaptığınız iş insanların ilgisini çekiyor ve insanlara bilgi veriyorsunuz. Bu bazen farklı kesimleri rahatsız edebilir. Diğer bir hususa gelince, genç nesil arkadaşlar bilinçli ve doğruyu – yanlışı ayırabilecek erdemle yetişmekte… Ben onların özeneceğine ya da onları kötü yönde etkileyeceği de inanmıyorum. Kaldı ki bu minvalde düşünecek olursak sizin web sitenize gelene kadar televizyonda yayınlanan şiddet içerikli diziler daha özendirici ve zararlıdır.

Son olarak dile getirmek istediğiniz bir şey var mı?

Öncelikle bu röportaj için tüm site yöneticisi arkadaşlara teşekkür ederim. Çünkü birinci ağızdan insanlarla buluşmamı ve bir nebze olsun hakkımdaki yazılara cevap vermeme olanak sağladılar. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sayın Özkan Kurt’a, bizi kırmayıp sorularımıza cevap verdiği için tekrar teşekkür ederiz.

Paylaş.

2 yorum